CoMBeKi PaYLaŞıM ALaNı - vBulletin

Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konular

Genel Konular Hakkında Bilgileriniz Ve Yorumlarınızı Burada Paylaşabilirsiniz..

  1. #1
    Status : Combekibot isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Ekim.2003
    Yaş: 23
    Mesajlar : 2.258
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

    Diksiyon nedir? Nasil düzeltilir

    Tüm kadın ayakkabısı fırsatları için tıklayın !

    Gizli Alanların Açılması İçin Üye iseniz, Giriş Yapmalısınız.. Henüz Üye Olmadıysanız Buradan Üye Olabilirsiniz.

    http://www.combeki.net/forum - Diksiyon nedir? Nasil düzeltilir
    DIKSIYON NE DEMEKTIR?

    Diksiyonu söyle tanimlayabiliriz: söz söylerken duygu ve düsünceleri dogru üslubuna uygun olarak anlatmak için sesin uyumunu söylenisini sözcük hecelerinin uzunlugu kisaligi ve vurgulari bakimindan dogrulugu; jesti mimigi takinilacak tavirlari yerinde ve güzel kullanma sanatidir. Dogru bir diksiyon için gerekli iki temel kosul vardir.
    Birincisi: ses aletini dogru kullanmak. Yani konusma için yeteri kadar havayi ses yollarini kasmadan içeri almak gereginden fazla durak kullanmamak duraklari dogru yerde gerektigi gibi kullanmak ve sesi duyulur ve net bir hale getirmek.
    Ikincisi: söz söylerken konustugumuz dili düzgün ve dogru söylemek için düzeltmeye çalismak ve mimigi jestitavri yardimci olarak kullanmak.
    Simdi pek s-kici olan ilk bölüme bir göz atalim.

    SES AYGITIMIZ

    Su ana kadar sahne üzerinde ve isinma çalismalarinda ses aygitimizi tanimis ve çalistirmayi ögrenmistik. Bundan sonra yapacaklarimiz onu kullanmaktir.
    Ses aygitimizi dogru kullanmayi dogal hala getirebilmek için günlük yasantimiz içerisinde de onu kullanmali ve önce kendimizi sonra çevremizi gözlemlemeyi unutmamali.

    DIKSIYON FONETIK ARTIKÜLASYON

    Diksiyonun ne oldugunu basta konusmustuk simdi onun yardimcilari bogumlama ( artikülasyon) ve söylenis (fonetik) ‘i inceleyelim.

    BOGUMLAMA (ARTIKÜLASYON) :
    Konusma organlarinin bogazdan çikan sese biçim vermek için topluca çalismasi. Kapimizin önünden geçen sokak saticilari bagirarak sattiklarini herkese duyurmak isterler. Yinede ne dediklerini anlamak için çikip sorma ihtiyaci duyariz. Önemli olan denilenin anlasilmasidir. Söylenen sözlerin anlasilmasi için temel sesler ünlüler degil ünsüzlerdir. Seslerin agizdan çikisina dilin konumuna dikkat etmek gerekir.

    SÖYLENIS (FONETIK) :
    Sadece söylenisi göz önünde tutar. Diksiyon güzel bir söylenisin asal kurallarini verir ve söylenisteki ihmali yenmeye çalisir. Fonetikse diksiyonda seslerin meydana gelmesini ve ses organlarinin durumlarini inceler.
    Genel olarak söylenis bozukluklari ünlülerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlisliklardan dogar. Örnegin: açik E yerine kapali E kalin E kalin A yerine ince A söylemek gibi. Bogumlanma bozukluklariysa ünsüzlerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlisliklara denir. Örnegin:gilama seleme lelestirme gibi.
    Her ikisi de düzgün söz söylemekte önemli yer tutar. Böyle söylenis ve bogumlanma bozukluklari olan kimseler alistirmalar üzerinde çalisarak bu sorunlarini yenebilirler. Dogustan ileri gelen sorunlar o engellerin ortadan kalkmasiyla giderilebilir. Bogaz ve burundaki et fazlaliklari küçük dilin görevini yapamamasi dislerin seyrek olusu ve onlarin üst üste binerek siralanmasi üst dudagin kisa ve yukari dogru çekik olusu çenelerin disari dogru çikikligi ve içeri dogru çekikligi vb.
    Diger fonetik hatalara söyle bir göz atalim:
    Atlama: pek yaygin olan bir söylenis bozuklugudur.
    Örnegin: (kendisi) yerine (kensi) (karsilasma) yerine (kaslasma) (hanimefendi) yerine (hamfendi) (nasilsiniz) yerine (nassiniz) (Galatasaray) yerine (gassay) (kalk oradan) yerine(kak ordan) (kilitledim) yerine (kitledim) vb.
    Harflerin çikarilisina özen gösterip baslangiçta agir konusarak bu bozuklugun önüne geçilebilir.
    Gevseklik: bir bogumlama tembelliginden ileri gelir. Bu bozuklugun önüne geçmek için disler arasina bir kursun kalemi sikistirip heceleri söylerken onlarin iyice anlasilmasina çalisilir. Disler arasindan kalem çekildigi zaman bogumlanma daha açik olarak anlasilan bir biçim alip dil yanaklar ve dudaklar görevlerini yapmaya baslarlar.
    Gilama: ( R ) ünsüzünün küçük dilin titremesiyle bogazda meydana gelmesidir. Bu bozuklugu gidermek için ( R) ünsüzünü dogru bogumlandirmaya çalisalim. ® ünsüzü dilin ucunu damaga kadar kaldirarak verilir. Öyle ki dil siddetle çikan havaya dokununca geri çekilir ve bir çesit titreme yaparak yerine gelir. Böylece dilin ucunu uzun zaman titremeye çaba harcamakla iyi bir sonuç alinabilir.
    Isliklama: ( s ) ünsüzünün siddetini abartmaktan ileri gelir. Dil üst dislerin iç tarafina dayanip hava dislerin arasindan sizarsa bu yanlis ortaya çikar.
    Degistirme: bir ünsüzün yerine baska bir ünsüzü söyleme aliskanligi olup bir çok çesitleri vardir.
    Sert ünsüzlerle olanina sik rastlanir. (zelestirme) ( j ) yerine (z) söylemek örnegin: (sarj) yerin (sarz) (Selestirme) ( s ) yerine ( s ) söylemek. Örn: (pasam) yerine (pasam) vb. (jelestirme) ( c ) yerine (j) söylemek. Örn: (kucak) yerine (kujak) (selestirmek): (s) yerine (s) söylemek. Örn: (sana) yerine (sana)
    Diger ünsüzleri ilgilendiren degismeler. (lelestirmek) ® yerine (L) söylemek. Örn: (merhem) yerine (melhem) (birader) yerine (bilader) bazen de (n) yerine (L) söylenir (fincan) yerine (filcan)
    Yerlestirme: bazi yerine veya arasina (y) ünsüzünü sikistirmaktan ileri gelir. (Müezzin) yerine (meyzin) (iade) yerine (iyade) (gönlüm) yerine (göynüm). Bazi agizlarda ( yerine (p) (d) yerine (t) oldugu görülür. Örn: (Kibris) yerine (Kipris) (leblebi) yerine (leplepi) vb.
    Yutma: genellikle içinde (h) ünsüzü bulunan kelimelerde sik görülür. Örn: (Ayhan) yerine (ayan) (Mehmet) yerine (memet) vb.
    Söylenis bozuklulari: ünlüleri ilgilendiren degismeler. (ince a) yerine (kalin a) söylemek. Örn: (Kemal) yerine (kemal) vb. (e) yerine (a) söylemek. örn: (elektrik) yerine (alektrik)vb. (a) yerine (e) söylemek. Örn: (Azrail) yerine (ezrail)vb. (ince o) yerine (kalin o) söylemek (lokma) yerine (lokma) vb.

    PROSODIE (VURGU)

    Sözcük vurgusu dilin en dogal söylenis özelliklerindendir. Sözcük vurgusu hecenin siddetiyle ilgili oldugu gibi birde hecenin süresi yani uzunlugu kisaligi ile ilgili olan (nicelik)i vardir. Sözcüklerde bu iki özellik birbirini karistirmamalidir. Nicelik bir hecenin uzunlugu ve kisaligi ile ilgilidir. Halbuki siddet ise bir hecenin vurgusuyla ilgilidir.
    Dilimizde süresi uzun olan heceler hep yabanci sözcüklerde bulunur. Örn: katil kase cahil ebedi hazine vb yanlis söylememek için kelimelerin kökenlerini arastirmak gerekir.
    Türkçe de (g) ünsüzü kendinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak bulundugu hecenin uzamasina neden olur. Örn: yagmur= yaamur ögretmen= ööretmen ögle=ööle çagdas= çaadas. Ilk hecelerde (y) nin de gevseyip kendisinden önceki ünlüyü etkileyip heceyi uzattigi görülür. Örn: böyle=bö-le söyle= sö-le öyle=ö-le söylemek=sö-lemek vb.
    (G) ünsüzünün bir etkisi de söyledir: yapacagim= yapica-m (g) demin bahsettigimiz uzatma etkisini yaparken kendisinden sonra gelen ünlünün de düsmesine sebep olur. Bu durum genellikle eylemlerde görülür. Örn: edecegim= edice-m oturacagim= oturuca-m vb.
    BIR kelimesinden biraz konusalim. Adet belirttigi zaman yani kendi sayi anlamiyla kullanildiginda (bir) herhangi bir seyden bahsederken (bi) olarak söylenir. Örn: adam bir gün bir sinemaya gitmis. Soru: adam ne gün gitmis? Her hangi bir gün gitmis. Yada söyle sorabiliriz bu soruyu adam yalnizca bir gün mü bir tek sinemaya gitmis? Burada (bir) kendi sayi anlamiyla degil (herhangi) anlamiyla kullanildigi için (bi) olarak söylemek daha dogrudur.
    Orada burada surada kelimeleri de (bir)e benzer özel bir söylenis biçimi tasirlar. Burada = burda surada= surda orada= orda olur ve aradaki a harfi düser.
    Kelime sonlarindaki -yor heceleri üzerine birkaç söz: -yor hecesi fazla bastirilmadan yada bastirmayacagi diye yok saymadan söylenmelidir.
    Son uyarida çok sik kullandigimiz (degil) kelimesi için. Degil kelimesi söylenirken (e) harfi düser ve yerini (i) harfi alir. DEGIL=DIGIL olur.


    SES TEKNIGI
    ILETME GÜCÜ

    Izleyicinin oyuncunun sesini yalnizca duymakla kalmamasi söylediklerini anlasilir kilmasi ve ayrica ondan sanki her yönden geliyormusçasina etkilenmesi için sesin iletme gücüne özel bir önem verilmelidir. Izleyici ses yalnizca oyuncunun durdugu yerden degil her yönden geliyormusçasina oyuncunun sesiyle çevrelemelidir. Duvar bile oyuncunun sesiyle konusmalidir.
    Iyi iletim gücüne sahip gerekli olan iki kosul sudur:
    a) sesi tasiyan hava kolonu güçlü olmali ve hiçbir engelle karsilasmadan disari çikmalidir. Örnegin : larenksin kapali olmasi veya çenenin yetersiz açilmasi.
    Fizyolojik tinlaticilarla ses güçlendirilmelidir.
    Bunlarin hepsi dogru solumayla çok yakin iliskilidir. Eger oyuncu yalnizca karnindan yada gögsünden soluk alirsa yeterli havayi toplayamaz; bu durumda kendini tutumlu bir sekilde hava kullanmaya zorlar larenksini kapatir sesi bozar ve sonunda vokal bozukluklarin olusmasina neden olur. Bütünsel solumayla (üst gögüs ve karin) oyuncu yeterli miktardan biraz daha fazla hava biriktirebilir. Bunun için hava kolonlarinin hiçbir engelle karsilasmamasi yasamsal bir önem tasir.

    SOLUMA

    Üç çesit soluma vardir.
    a) üst gögüs ve gögüs boslugu solumasi (özellikle kadinlarda gözlenir)

    alt soluma veya karindan soluma. Karin gögüs kullanilmadan sisirilir. Genellikle tiyatro okullarinda ögretilir.
    c) Bütünsel (üst gögüs ve karin) soluma. Karin asamasi baskindir. Bu biçim en saglikli ve en islevsel solumadir. Özellikle çocuklarda ve hayvanlarda gözlenir.

    Bütünsel soluma oyuncu için en etkili solumadir. Ancak her oyuncunun solumasi onun fizyolojik yapisina göre degisir. Ayrica kadin ve erkegin solunum olanaklarina iliskin bazi dogal ayrimlar vardir. Her ne kadar kadinlarda üst gögüs erkeklere göre daha gelismis olsa da kadinlarda dogru soluma karin fazildadir. Degisik duruslar ve aksiyonlar bütünsel solumadan daha farkli solunum biçimi gerektirdiginden oyuncunun farkli solunum çesitlerini denemesi gerekmektedir. Yani oyuncu solunum organlarinin islevlerini denetleyebilmelidir.
    Solunumun bütünsel olup olmadigini anlamak ve gelistirebilmek için çesitli alistirmalar vardir.
    a) yere veya herhangi bir sert zemin üzerine yatin böylece omurga kendiliginden düz duracaktir. Bir eli gögsüne digerini karina yerlestirin. Soluk alirken önce karnin üstündeki elin daha sonra gögsün üstündeki elin yükseldigi duyumsanir: bu yumusak ve sürekli bir harekettir. Bütünsel solumayi iki ayir evreye bölmemeye özen gösterilmelidir. Gögüs karin genislemesinde gerilim olmamali ve iki evrenin ardisikligi fark edilmemelidir. Bu ardisiklik gövdede küçük sismeler olusturmalidir. Evrelerin bölümlere ayrilmasi vokal organlarda ödemlere yolaçabilir.

    Yogadan uyarlanan bir yöntem: sert bir zemine yatilir. Burun deliklerinden biri kapatilir ve digeriyle soluk alinir. Soluk verilirken açik olan delik kapatilir ve önceden kapali olan burun deliginden hava disari verilir. Üç evre birbirini söyle takip eder : soluk alma 4 saniye soluk tutma 12 saniye soluk verme 8 saniye
    c) Ayakta dururken elleri en alttaki kaburganin üstüne yerlestirin. Soluk alma baslangiçta elleri yerlestirdiginiz noktada bir etki yaratmalidir ( elleri disari itecektir.) ve gögüs boyunca bunu sürdürdügümüzde hava kolonunun dogruca kafaya ulastigi seklinde bir duygu olusur. (bunun anlami sudur: soluk alindigi zaman önce alt kaburgalar hemen ardindan yumusak bir geçisle gögüs genisler.) karin duvarlari kaburgalar genislediginde kasilir toplanan hava için bir temel olusturur ve böylece agizdan çikan ilk sözcükle solugun disari çikmasi engellenir. Karin duvari ( disari dogur daralir) alt kaburgalari genisleten kaslari tersyönde çeker ( disari dogru büyür) ve onlari soluk alip verme sirasinda mümkün oldugunca uzun süre bu durumda tutar. (En çok karsilasilan hata bütün soluma tamamlanmadan karin kaslarinin sikistirilmasidir. Bu yalnizca üst gögüs solunumuyla sonuçlanir.) soluk verme bunun tersidir: kafadan basla****** gögüs boyunca avuçlarin durdugu noktaya dogru. Içeriye alinan havayi çok fazla sikistirmamaya özen gösterilmelidir ve -önceden de belirtildigi gibi bütün süreç yumusakça yerine getirilmelidir: baska bir deyislekarin ve üst gögüs solumalari arasinda hiçbir bölünme olusturulmadan soluma tamamlanmalidir. Böylesi bir alistirma solunumu solunum olsun diye ögretme niyetinde degildir; sesi tasiyacak bir solunumu hazirlar. Bu alistirma kolay ve etkin bir soluk vermenin gerçeklesmesi ve ses çikmasi için bir temelin nasil olusturulmasi gerektigini ögretir.
    Bütünsel soluma sirasinda çok fazla hava almamak ve biriktirmemek gereklidir. Bir oyuncu çabuk ve sessiz soluk almalidir. Metinde mantiksal durak olarak saptadigi yerlerde soluk alir. Bu islevsel bir seydir zamandan tasarruf saglar ve gereksiz duraklari engeller: bu gereklidir çünkü bu duraklar metnin ritmini düsürür.
    Oyuncu her zaman nerede soluk alacagini bilmelidir. Örnegin hizli ritimli bir sahnede arkadasinim son sözü bitmeden soluk almalidir bu sayede arkadasi bitirir bitirmez konusmaya hazir olabilir. Öte yandan eger sahne arkadasinin son sözünden sonra soluk alirsa diyalogun orta yerinde ritimde delik açacak kisa bir sessizlik olusturacaktir.
    Hizli ve sessiz soluma için alistirmalar:
    a) ellerinizle kalçanizi tutarak ayakta durun. Söz söylemeden önce alabildiginiz kadar havayi çabuk ve sessizce dudaklarinizin ve dislerinizin arasindan alin.

    Asamali olarak hizinizi arttiracaginiz bir dizi kisa ve sessiz soluk alin. Dogal bir sekilde disari verin.
    Soluma organik ve kendiliginden olusan bir süreçtir ve çalismalar onun çok siki denetimini saglamak için degil dogal olmayan kimi olgulari düzeltmek için yapilir. Her seye karsin solumanin kendiligindenligi korunmalidir.

    LARENKSIN AÇILMASI

    Konusurken ve soluk alirken larenksinizi açik tutmaya özel önem veriniz. Larenksin kapali olmasi havayi etkili biçimde disari çikarmayi engeller böylece oyuncunun sesini dogal olarak kullanmasini olanaksiz kilar.
    Larenksin kapali oldugu asagidaki kosullarda anlasilir:
    a) ses yavansa

    eger oyuncu girtlaginda larenksi hissediyorsa
    c) soluk alirken küçük bir ses isitiliyorsa
    d) adem elmasi yukari dogru hareket ediyorsa ( yutkunurken larenks kapalidir ve adem elmasi yukari dogru çikar.)
    e) ense kaslari kasiliyorsa
    f) çene alti kaslari kasiliyorsa ( bu bas parmagi çenenin altina isaret parmaginin da alt dudagin altina yerlestirilmesiyle denetlenebilir.)
    g) alt çene kemigi çok fazla önde veya gerideyse
    eger oyuncu agzinin arka kisminda çok genis bir bosluk oldugunu duyumsarsa larenks mutlaka açiktir. ( esnerken oldugu gibi)
    Oyuncu alabildigince derin soluk almali ve havayi tutumlu kullanmaya çalismalidir. Her sözcük özelliklede sesli harfler havayi emercesine kusatmalidir. Bununla birlikte sözcükler arasinda havasiz kalmamaya özen gösterilmelidir.
    Larenksi açmak için temel alistirma:
    Bas dahil olmak üzere vücudun üst kismini öne dogru egin. Alit çene bütünüyle gevsemis bas parmaga dayalidir isaret parmagi alt dudagin azicik asagisinda durur ve çenenin düsmesini önler. Üst çeneyi ve kaslari kaldirin ayni zamanda alni burusturun basin üstündeki gerisindeki ve ensedeki kaslari gererken sakaklarda tipki esnemede oldugu gibi bir gerginlik duyumsayin. Sonunda sesin çikmasina izin verin. Bütün alistirma boyunca çenenin altindaki kaslarin gevsek ve yumusak olmasina çenenin altindaki kaslarin gevsek ve yumusak olmasina gösterin: çeneye destek olan parmak hiçbir dirençle karsilasmamalidir. En çok yapilan hata çenedeki ve boynun önündeki kaslarin kasilmasi alt çenenin yanlis konumlanmasi (çok geriye itilmesi) bas kaslarinin gevsekligi ve üst çenenin kaldirilmasi yerine alt çenenin düsürülmesi.

    TINLATICILAR

    Fizyolojik tinlaticilarin görevi disari çikarilan sesin iletme gücünü arttirmaktir. Islevleri hava kolonlarini vücudun ses yükseltici olarak seçilen bölümlerine sikistirmaktir.
    a) en çok kullanilan kafa tinlaticisi veya üst tinlatici. Teknik olarak hava akisinin basin ön tarafina dogru yönlendirilmesiyle çalisir. Oyuncu elini alninin üst kismina yerlestirerek ve “m” sözünü söyleyerek kesin bir titresim duyabildiginde bu tinlaticinin kolaylikla farkina varir. Gündelik konusmada üst perdeden konusuldugunda üst tinlatici kullanima girer. Bu tinlatici kullanildiginda oyuncu agzin basin tepesinde bulundugunu hissetmelidir.

    Nadiren bilinçli olarak kullanilir gögüs tinlaticisi. Alçak perdeden konusuldugu zaman devreye girer. Çalisip çalismadigini denetlemek için bir eli gögsün koyup titresip titresmedigine bakmak gerekir. Bu tinlaticiyi kullanmak için agiz gögüsün üstündeymisçesine konusmak gerekir.
    c) Burun tinlaticisi. Bu tinlatici “n” ünsüzünü söylendiginde otomatik olarak ortaya çikar.
    d) Larenks tinlaticisi. Çikardigi ses vahsi hayvanlarin kükremesine animsatir. Kimi caz sarkicilarinin karakteristigidir. Luis Armstrong.
    e) Kafa tinlaticisi. Çok yüksek perdeden konusuldugunda ulasilabilir. Oyuncu hava akisini üst tinlaticiya dogru yönlendirir ve giderek yükselen bir perdeden konusursa hava akimi art kafaya yönelir. Çalisma sirasinda oyuncu yüksek perdeden miyavlamayla bu tinlaticiya uylasabilir.
    f) En verimli olan vücudun bir tinlatici olarak kullanilmasidir. Bas ve gögüs tinlaticilarinin es zamanli kullanilmasiyla elde edilir. Teknik olarak dikkatin konusuldugu anda kullanimda olmayan tinlaticiya yogunlasmasi gerekir. Örnegin yüksek perdeden konusuldugunda dogal olarak kafa tinlaticisi kullanilir bu nedenle ayni anda gögüs tinlaticisi kullanmaya yogunlasilmalidir. Burada yogulasmanin anlami hava kolonunun etkin olmaya tinlaticiya itilmesidir. Alçak perdeden konusurken bunun tersi gerekmektedir. Dogal halde gögüs tinlaticisi kullaniliyorsa kafa tinlaticisina yönlenilmelidir.



  2. #2
    alemextra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Status : alemextra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Ekim.2003
    Yaş: 37
    Mesajlar : 11.457
    Tecrübe Puanı : 10
    Array

    Diksiyon; duygu ve düşüncelerimizi anlatırken sözcükleri doğru anlatmak istenilen duyguya en uygun biçemle(üslup) seslendirmek demektir.
    Diksiyonu bozuk olan insanlar toplum içinde istedikleri başarı ve mutluluğu bir türlü yakalayamazlar. Peki diksiyonun bozuk olması bir ömür boyu çekeceğimiz kaderimiz midir? Tabii ki hayır. Sizler ve bizler doğru diksiyon eğitimini aldığımız sürece sıkıntılarımızdan kurtulabilir toplum içinde ışık saçan insanlar haline dönüşebiliriz.
    Konuşmamıza başlarken heyecanlanıyor ses tonumuzu beğenmiyor kendimizi etkili ifade etmiyor anlatmak istediklerimizi kopuk kopuk bilgi kırıntıları şeklinde aktarıp daha sonra kendimize kızıyorsak ve bu durumun hayat boyu bizimle olacağını düşünüyorsak yanılıyoruz. Çünkü bütün bu olumsuzlukların üstesinden doğru diksiyon eğitimi alarak gelebiliriz.
    Bugün televizyonlarda gördüğümüz radyolarda sesine hayran olduğumuz insanlar aslında diksiyon bilgisi sayesinde beğenilen ve başarılı insanlardır. Diksiyon bilgisi sizi yaşamınızda hep yukarıya taşır. Diksiyon eğitimini her yaştan kişi alabilir bu eğitimde geç kaldım diye düşünmek yanlıştır. Hayatınızın akışını değiştirmek için bir başlangıç noktası arıyorsanız muhakkak diksiyon eğitimi almalısınız.


  3. #3

  4. #4
    Status : ege2323 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Temmuz.2009
    Yaş: 33
    Mesajlar : 1
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

    teşekkürler

    alicim eline koluna yüregine saglık güzel bi çalışma yapmışsın teşekkür ederim.yanlız diyaframda cok önemlidir diksiyon için bunun da üstünde durursan daha etkili olacagına inanıyorum.bende eski bir etkili ve güzel konuşma hocalıgı yapanlardan oldugum için tavsiyemdir kardeşim.eline saglık süpersin...


  • Konuyu değerlendir: Bu konuyu beğendiniz mi?

    Diksiyon nedir? Nasil düzeltilir


    Değerlendirme: Toplam 0 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi puandır.

LinkBacks (?)

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •